COVID-19 Dönemi Bilgi Kirliliği ve Sosyal Medya Önlemleri

Korona-virüs nedeniyle insanlar uzun zamandır evlerinde. Bu durum insanların internete olan ilgisinin artmasına ve çok daha fazla içeriğin üretilmesine sebep oldu. Podcast ve video konferansların yanı sıra, üretilen içeriklerin birçoğu korona-virüs ile ilgili olmaya başladı. “Virüsten nasıl korunuyorum?”, “Virüsten koruyan bitkiler” vb. tarzda bir çok video ve yazı göremeye başladık. Peki bu paylaşılan bilgiler ne kadar doğru? Bu bilgileri paylaşan kişiler gerçekten bu konularda yetkin mi? Bu sorulara genel bir cevap vermek elbette zor. Peki bu karşı karşıya kaldığımız bilgi kirliliğinin önüne geçilebilir mi? COVID-19 Dönemi Bilgi Kirliliği için sosyal medya nasıl önlemler alıyor?

COVID-19 Dönemi Bilgi Kirliliği İçin Sosyal Medya Önlemleri

YouTube’da bulunan popüler COVID-19 videolarının yaklaşık beşte birinin yanlış bilgi içerdiği belirtiliyor. Yapılan araştırmalara göre 21 Mart itibariyle yayınlanan COVID-19 konulu en çok izlenen videoların %19’u yanlış bilgi içeriyor. Peki YouTube bunun önüne geçebilir mi?

Videolarda yanlış tedavi yöntemlerinden, komplo teorilerinden ve insanların psikolojilerini olumsuz etkileyecek ‘sözde’ haberlerden bahsediliyor. Bunlar insanların paniğe kapılmasına hatta birçok insanda ‘korona-fobi’ oluşmasına neden oluyor. YouTube’un aylık aktif  kullanıcı sayısı 2 milyarı geçmiş durumda ve hal böyle iken bütün içerikler gerçekten kontrol edilebiliyor mu?

YouTube CEO’su Susan Wojcicki “Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tavsiyelerine aykırı olan her şey politikalarımızı ihlal eder.” diyor. YouTube’un bu kritik zamanda kullanıcılarına yardımcı olabilecek doğru bilgiler sunmak istediğini belirten Wojcicki, “Tıbbi tedavi aramak yerine, korona-virüsü önlemek için tıbbi olarak asılsız yöntemleri tanıtan videoları yasaklayan açık politikalarımız var. Bize bildirildiğinde bu politikaları ihlal eden videoları hızla kaldırıyoruz.” şeklinde açıklıyor. Wojcicki, YouTube’un “yetkili kaynaklardan” haber talebinin yüzde 75 artış gösterdiğini de sözlerine ekliyor.

YouTube, Facebook, Twitter gibi bir çok sosyal medya platformları da salgın döneminde yayılan yanlış bilgiyi azaltmak için çaba gösteriyorlar. İnsanların birbirlerini kötü amaçlı veya bilinçsizce yanıltmasını engellemek için yoğun çalışamalar gerçekleşmeye devam ediyor.

Facebook virüs hakkında yanıltıcı içeriklerle etkileşime giren kullanıcılarına COVID-19 hakkında Dünya Sağlık Örgütü’nün bilgilerini paylaşıyor. Ayrıca WhatsApp gibi çoklu mesajlar atılabilen uygulamalar da, toplu mesajlara kısıtlama getirerek yanlış bilginin yayılmasını önlemeye çalışıyor.

5G Teknolojisi ile ilişkilendirilen komplo teorileri

#yanlışıyayma

Sosyal medya bu son dönemde her zamankinden daha fazla kullanıldığı için, beraberinde de bilgi kirliliği ve yanlış bilgiler gibi sorunları da getiriyor. İnsan ırkının komplo teorilerine karşı hevesli duruşu da bu salgın sürecinde kendisini epeyce göstermeye başladı. Yaş ve eğitim seviyesinden bağımsız olarak bir çok kişi sosyal medyada yer alan komplo teorilerini kabul edip, yayılmasına yardımcı oluyor. Bu süreçte elbette yetkili makamların duyurularını dikkate almak en etkili kişisel çözüm olarak görünüyor.

COVID-19’un dünyada yayılmaya başlaması ile yeni nesil kablosuz 5G teknolojisinin demelerinin yapılması aynı döneme denk geldiği için 5G komplo teorilerinin en başında yer alıyor. İnternette dolaşan bilgilere göre; 5G teknolojisi insan bağışıklık sistemlerini zayıflatıyor ve/veya “akciğerlerden oksijen emmek” gibi etkilerle virüse sebep olduğu iddia ediliyor.

Bu tarz komplo teorileri toplum üzerinde psikolojik etkiler ile birlikte, elini taşın altına koyma dürtüsünü de beraberinde getirebiliyor. Melling, Liverpool, Belfast dahil olmak üzere yurt dışında en az yedi baz istasyonuna kundaklama saldırılarının yapıldığı biliniyor. Sosyal medyada da yer bulan saldırı videoları ciddi maddi kayıplara sebep olmaya devam ediyor.

Telekomünikasyon mühendisleri 5G teknolojisini COVID-19 ile bağlayan komplo teorileri yüzünden tehditler aldıklarını bile belirtiyor. Üzücüdür ki, bu tarz dayanağı olmayan fikirlere bazı ünlü isimler bile destek verebiliyor. YouTube ise komplo teorilerinin yer aldığı içerikler için gerekli kısıtlamaları yapacağını belirtiyor.

Genel olarak COVID-19 Dönemi Bilgi Kirliliği için sosyal medya platformları üzerlerine düşen görevi yapmak için çabalıyorlar gibi gözüküyor. Peki siz bilgi kirliliğine maruz kalmamak için ne gibi önlemler alıyorsunuz? Sizce komplo teorileri gerçek olabilir mi?

Teknoloji'den geri kalmamak için e-posta listemize abone olun!

Bilgisayar mühendisliği öğrencisi ve teknoloji takipçisi.

“COVID-19 Dönemi Bilgi Kirliliği ve Sosyal Medya Önlemleri” üzerine bir yorum

  1. Sosyal medyanın bu kadar yanlış bilgi içerdiğini bilmiyordum, kaynakları bir kez daha kontrol etmek gerekiyor 👍🏻 Teşekkürler 😊

Yorumlar kapalı.