Mustafa Kemal Atatürk ve Bilim İçin Yaptıkları

Mustafa Kemal Atatürk ve bilim için yaptıkları Türk milletine ışık tutmuştur. Böylece o ışığın gölgesinde bu yazıyı kaleme alabiliyoruz. Atatürk, ömrü boyunca kendini bilime adamış, Türk milletinin bilimin yolundan ilerlemesini her şekilde teşvik etmiş bir liderdir. Sözlerinde sıkça çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmanın tek yolunun bilim olduğunu söylemiş ve bilimin gerçeği gösteren bir klavuz olduğunu dile getirmiştir.

“Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin, yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

Bilim Dilini Türkçe Yapmış Olması

Atatürk; “İlim tercüme ile olmaz, ilim tetkikle olur…” sözüyle bilimin araştırılarak, öğrenilerek yapılacağının önemini vurgulamıştır. Bu konuda gerçekleştirdiği ilk ve en önemli adım bilimin dilini Türkçe yapmış olmasıdır. Türkçe yapısı gereği Latinceye benzediğinden bilim dili olmaya elverişlidir. Dil devrimi sayesinde konuştuğu dilde yazabilen, araştırabilen ve de bilime katkı sağlayan bir toplum yaratmayı amaçlayan Atatürk, bir konuşması ile düşüncelerini somutlaştırmıştır:

“Batı dillerinin hiçbirinden aşağı olmamak üzere, onlardaki kavramları anlatacak keskinliği, açıklığı haiz Türk bilim dili terimleri tespit edilecektir.”

Bu doğrultuda geometrik terimleri Türkçe’ye uyarladığı “Geometri” adlı kitabı kaleme almıştır. Bu sayede günümüzde sıkça kullandığımız üçgen, dörtgen, açı, beşgen gibi terimler Türk dilinde yer almıştır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün, 9 Ağustos 1928’de Sarayburnu Parkı’ndaki halk toplantısında yaptığı bir konuşma:

“Arkadaşlar, bizim uyumlu, zengin dilimiz yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Yüzyıllardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak ve bu gereği anlamak zorundasınız. Anladığımızın izlerine yakın zamanda bütün dünya tanık olacaktır.

Çok işler yapılmıştır. Ama bugün yapmak zorunda olduğumuz, son değil, lakin çok gerekli bir iş daha vardır: Yeni Türk harfleri çabuk öğrenilmelidir. Türk harflerini her yurttaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu yurtseverlik ve ulusseverlik ödevi biliniz”

Eğitimi Bilimsel Bir Çatı Altında Toplaması

Eğitimi laikleştiren, milli bir hale getiren ve de herkes için fırsat eşitliğini amaçlayan Tevhid-i Tedrisat (Eğitim Birliği) 1924 yılında yürürlüğe girmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bu kanun ile amaçladığı; yıllardır süren farklı eğitim anlayışlarına son verip, herkesi tek çatı altında toplamak olmuştur. Türk milleti kendi milli benliğini öğrenmeli ve öğretmelidir.

“Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır veya bir milleti kölelik ve yoksulluğa terk eder.”

Atatürk ve Türk Gençliği

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk halkının büyük bir yüzdesi okur-yazar değildi. Atatürk halkın kendi diline hakim olmasını istiyordu. Köylü, asker, çocuk, kadın veya erkek; herkes eğitim hakkına sahipti.

Atatürk’ün benimsediği eğitim anlayışı uygulanabilir bir eğitim anlayışıydı. Günümüzde en iyi eğitim modellerinden biri olan bu modeli onun sözleriyle tanımlayalım:

“Kitapların cansız teorileriyle karşı karşıya gelen genç beyinler, öğrendikleriyle memleketin gerçek durumları ve menfaatleri arasında ilişki kuramıyorlar. Yazarların ve nazariyatçıların tek taraflı dinleyicisi durumunda kalan Türk çocukları, hayata atıldıkları zaman bu ilişkisizlik ve uyumsuzluk yüzünden tenkitçi, karamsar, millî şuur ve düzene uyumsuz kitleler meydana getirirler.”

Birçok Bilim İnsanı Yetiştiren Üniversitelerin Açılması

Dilde ve eğitimde yapılan köklü değişimleri takip eden bir sonraki yenilik üniversiteler için gerçekleşmiştir. O zamanki dönemde mevcut olan tek yüksek öğretim kurumu Darülfünun’dur. Fakat bu kurumlar istenilen laikliği ve de eğitim anlayışını karşılamak konusunda yetersizdir. Düşünen, sorgulayan insanların yetiştirileceği yeni bir sisteme ihtiyaç vardır. Bu konuda Atatürk’ün emriyle Türkiye’ye çağrılan İsviçreli Profesör Albert Malche’nin raporu doğrultusunda sistemin gereksinimleri hakkında bilgi verilmiştir. Bu rapor doğrultusunda ilk üniversite reformu gerçekleşmiştir.

Üniversite Reformu ile birlikte Cumhuriyetin ilk yıllarında açılan İstanbul Üniversitesi (1933), Yüksek Ziraat Enstitüsü (1933), İstanbul Teknik Üniversitesi (1944), Ankara Üniversitesi (1946) ile enstitüler ve yüksek okullar ülkemiz yüksek öğretim yapısının temelini oluşturmuştur. (1)

Tevfik SAĞLAM, Mazhar OSMAN, Kerim ERİM, Remziye HİSAR, Cahit ARF, Nüzhet GÖKDOĞAN, Halil İNALCIK gibi birçok bilim insanının yetişmesine, ders vermesine, bilime katkıda bulunmasına üniversiteler yuva olmuştur.

Cumhuriyet Dönemi Türk Bilim İnsanlarını görmek isterseniz, buradan ulaşabilirsiniz.

Atatürk ve Bilim

“Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, gayelere tamamen eremediğimizi fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.”

— Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk ve Bilim için katkılarını ele aldığımız bu yazıyla onu sevgiyle anıyoruz.

Kaynakçalar

http://turkoloji.cu.edu.tr/ATATURK/arastirmalar/ayse_bascetincelik_ataturk_ve_dil_calismalari.pdf

https://www.researchgate.net/publication/311843288_Ataturk’un_bilime_verdigi_onem_Bilimi_ve_bilimsel_dusunceyi_hayatta_rehber_edinmesi_Ataturk’s_care_on_science_Science_and_science_thinking_of_acquiring_directory

http://www.journalagent.com/turkhijyen/pdfs/THDBD_64_1_1_5.pdf

https://on5yirmi5.com/egitim/egitim-guncel/ataturkun-egitim-alaninda-yaptigi-calismalar/

https://ataturk.org.au/egitim/ataturk-ve-universite-reformu-1933/ (1)

Teknoloji'den geri kalmamak için e-posta listemize abone olun!

teknoloji, hayal gücü ve sanat dünyalarını seven, üçünü bir araya getirmeye hevesli bir bilgisayar mühendisliği öğrencisi.