Ana Sayfa > İncelemeler > İlk Fotoğraf Makinesi: Tarihteki İlk Fotoğrafın Hikayesi

İlk Fotoğraf Makinesi: Tarihteki İlk Fotoğrafın Hikayesi

Günümüzde neredeyse herkesin sahip olduğu akıllı telefonların en belirgin özelliklerinden biri fotoğraf çekmektir. Ancak bu durum geçmişte şu andaki gibi herkes için normal olan bir konu olmadı. İlk fotoğraf makinesi bulunduğu zaman günümüzde bu seviyeye çıkacağını tahmin etmek ise oldukça güçtü.

Fotoğraf çektirmek için en güzel kıyafetlerini giyinen kadınlar, erkekler ya da aileler, saatler öncesinden hazırlanır, büyük bir heyecanla fotoğrafçılara giderdi. Çekilen fotoğraf ise şu anda olduğu gibi anında görüntülenemezdi. Belirli işlemlerden geçtikten sonra özel fotoğraf kâğıtlarına baskısı yapılırdı.

Yani gözünüz kapalı çıktıysa yapacak hiçbir şey yoktu. O ana yeniden dönmek ise tahmin edersiniz ki imkansızdı. Yolculuğuna böyle başlayan fotoğraf makinelerinin günümüzde ulaştığı nokta ise kelimenin tam anlamıyla büyüleyici.

Her ne kadar şu anda ceplerimize kadar girmiş olsa da çoğu insan ilk fotoğraf makinesinin ve ilk fotoğrafın hikayesini bilmiyor. Öyle ki, bize çok sıradan gelen bu süreç eski dönemde oldukça değerli ve eşsiz bir deneyimdi. Bu nedenle ilk fotoğraf makinesinin heyecan dolu hikayesini sizler için araştırdık.

Tahmin edebileceğiniz gibi ilk fotoğraf makinesinden bahsederken dijital lensler ve hızlı basım tekniklerinden bahsetmek mümkün değil. Hatta, ilk fotoğraf makinesinin icadından bahsederken heyecan dolu bir mucitlik hikayesinden bahsedeceğimizi söylemek daha doğru olur.



Geçmiş dönemde yoğun çabalar gösterilerek bulunan onlarca icat arasında insanlığın gidişatını ve hayatımızı değiştiren bir cihaz da bulmak çok zor. Sadece fotoğraf makinesinin değil, aynı zamanda; televizyonun, sinemanın, telefonun ve görüntü aktaran neredeyse her teknolojinin gelişiminde büyük rol oynuyor ilk fotoğraf makinesi.

Peki, ilk fotoğraf makinesini kim buldu? Bu inanılmaz teknolojik icadın hikayesi nedir? İşte ilk fotoğraf makinesi ve ilk fotoğrafın hikayesi.

İlk Fotoğraf Makinesi

Tarihin tozlu sayfalarını karıştırırken ilk fotoğraf makinesi için çaba gösteren onlarca insan karşımıza çıkıyor. Toplumun genel olarak bildiği kişi Joseph Nicephore Niepce, 1826 yılında ilk fotoğraf makinesini icat etmiştir. Ancak, kendisinden önceki bilgi birikimi olmadan bu noktaya gelebilir miydi? Bu ihtimal biraz zor.

Çoğu teknolojik icatta olduğu gibi, mucitten önce o konu hakkında çalışan kişilerin birikimi son derece önemli bir yere sahip. O kişilerin yaptığı yanlışlar ya da o kişiler tarafından ortaya çıkartılan bilgiler icada giden yola büyük bir ışık tutuyor.

Kameranın tarihine baktığımız zaman sözcük kökenine inmekte de fayda var. Aristoteles tarafından yazılan “camera obscura” isimli bir cihaz günümüzden 2.300 yıl öncesinde vardı. Bu cihazın en büyük eksikliği ise yalnızca ışık üretmesiydi. Herhangi bir şekilde görüntü yakalayamıyordu. Ancak bu bilgi de kameranın icadı için ışık tutuyor.

Joseph Nicephore Niepce’nin hikayesi de diğer mucitlerden çok farklı değil. Kendisinden yüzyıllar önce İbn-i Heysem ile başlıyor ilk fotoğraf makinesinin hikayesi. O dönemde bulunan obje ise gümüş nitrat.

Gümüş nitratın fotoğraf makinesi ile ilgisi ne diye sorabilirsiniz. İbn-i Heysem tarafından bulunan gümüş nitratın keşfi ve güneşle tepkimeye girmesi, fotoğraf makinesinin bulunmasındaki en önemli etkenlerden birisi.

Yüzyıllar önce ünlü alim İbn-i Heysem, gümüş nitratın güneş ışığında karardığını fark ediyor. Daha sonra 1021 senesinde yazdığı bir kitapta bu konuya değiniyor. Tam olarak ismini koyamasa da günümüzde fotoğraf makinesi dediğimiz cihaza oldukça benzer bir makineden bahsediyor.

Özellikle çalışma prensibi açısından fotoğraf makinesi ile neredeyse aynı mantığa sahip olan bu cihazın günümüzden 1000 yıl önce bulunmuş olması tüyler ürpertici. Ancak, dönemin koşulları sebebiyle İbn-i Heysem, makineyi pek ileriye taşıyamıyor. Daha sonrasında ise birkaç yüzyıl boyunca fotoğraf makinesi ile ilgili pek bir gelişme bilinmiyor.

Da Vinci ve Karanlık Oda

Aradan geçen yılların ardından tarih sahnesine çıkan kişi ise dünyada yaşamış en inanılmaz insanlardan biri olan Leonardo Da Vinci’den başkası değil. Neredeyse her alanda eserler ortaya çıkaran Da Vinci’nin fotoğraf makinesi konusunda da bazı çalışmalar yapmış olması aslında pek şaşırtıcı olmuyor.

Her ne kadar fotoğraf makinesi özelinde çalışmış olmasa da ortaya attığı kuramlar ile bu makinenin icadı yolunda çok önemli adımlar atılmasını sağlıyor Da Vinci. Özellikle karanlık bir odadan dışarıya görüntü yansıtmaya yönelik kuramı, fotoğraf makinesi fikrini ateşlemeye olanak sağlıyor. Tamamen karanlık ve ışıksız bir odada yer alan küçük bir delik, günümüzdeki fotoğraf makinesinin temelini atan unsurlardan biri.

Daha sonra bu kuramdan yola çıkarak 1568 yılında Daniello Barbaro bayrağı devralıyor. Karanlık oda isimli bu makineye ufak bir ekleme yapıyor; bir mercek. Böylece fotoğraf makinesine doğru uzanan bu yol gittikçe gelişiyor.

Tarihler 1826 yılını gösterdiğinde ise ilk fotoğraf makinesi karşımıza çıkıyor. Joseph Nicephore Niepce tarafından geliştirilen ilk fotoğraf makinesinin modern yolculuğu bu şekilde başlıyor.

İlk Fotoğraf Makinesi Nasıl Çalışıyordu?

Niepce, tarihteki ilk fotoğrafı yakalamak için oldukça fazla sayıda deney yaptı. Bu deneylerde birbirinden farklı maddeler ve malzemeler kullandı. En sonunda kendi döneminde en iyi sonucu alacağı maddeyi buldu.

Bu malzemelerin farklılık gösterdiği nokta ise plakalar oldu. Burada denediği maddeler ve malzemeler arasında kağıt, metal ve vernik kaplı parşömenler de yer aldı.

Niepce tüm bunlarla yetinmedi ve plakayı asfalt diyebileceğimiz bir madde ile kapladı. Daha sonra plakanın üstündeki malzemenin güneş ışığından nasıl etkilendiğini gözlemledi. Bu deneyleri ise “heliografi” ya da güneş yazısı olarak adlandırdı.

Niepce’in deneylerindeki en büyük sıkıntı görüntünün aniden kaybolmasıydı. Camera obscura ile görüntü yaratmayı pek çok kez denedi. Ancak her seferinde görüntünün hızlı bir şekilde soluklaştığını gözlemledi.

Daha sonra aradığı malzemeyi buldu. Camera obscura’da kalaylı bir plaka ile çalışmayı akıl eden Niepce, günümüze kadar varlığını sürdüren o meşhur ilk fotoğrafı yakaladı.

camera-obscura

Tarihteki İlk Fotoğraf

Kalaylı plaka fikri ile amacına ulaşan Niepce olağanüstü bir şey başardı. Tarihte ilk defa bir görüntüyü yakaladı. Tarih boyunca yapılamayan bu eylem ile dünya tamamen değişti.

Burada dikkate alınması gereken ufak birkaç ayrıntı mevcut. Niepce’in zamanında kullandığı kamera, bugün kamera denince aklımıza gelen cihazda oldukça farklı. Da Vinci ve Daniello Barbaro’nun geliştirdiği karanlık odadan esinlenilen bu cihaz ilk fotoğrafı yakaladı.

Günümüzle kıyaslanmaması gereken bir diğer nokta ise şüphesiz bu fotoğrafın kalitesi oluyor. Günümüzde kolaylık yüksek çözünürlüklü fotoğraflar yakalayabiliyoruz. Ancak, Niepce’in o dönem yakaladığı fotoğraf günümüz şartlarının yakınında bile değil.

Her ne kadar kalıcı bir görüntü yakalasa da bu görüntünün biraz belirsiz ve soluk olduğunu belirtmek gerek. Görseldeki nesneleri adlandırmak ve ayırt etmek oldukça zor.

ilk-fotograf

Joseph Niepce’in bu fotoğrafı Le Gras isimli bir köyde çektiği tarihe yazılıyor. Bu köyde yer alan evinin arka bahçesinde fotoğrafı yakalayan Niepce, tam 8 saat boyunca uğraşıyor. Bu süreçte çeşitli kimyasallar ile görseli yakalamaya çalışıyor ve sonuçta amacına başarıyla ulaşıyor.

Niepce, 1833 yılında hayata gözlerini yumuyor. Kendisinin ölümünde sonra yakın arkadaşlarından biri olan Louis Daguerre bu çalışmalara devam ediyor.



Fotoğraf ve Fotoğraf Makinesinin Gelişimi

Niepce tarafından ortaya atılan ilk kamera ve fotoğraf her ne kadar çağ atlatıcı bir başarı olsa da günlük hayatta kullanıma hiç uygun değildi. Öyle ki, kendisi bile ilk fotoğrafı yakalamak için 8 saatini cihazın başında geçirdi.

Aldığı sonuç ise sürekli kullanım için pek iç açıcı değildi. Ticari kullanım şansı ise hiç olası değildi. Bunlara ek olarak Niepce, görüntüyü yakalarken kullandığı yöntemi kimseye açıklamıyordu.

1829 yılında bu iş değişti. Ortağı ve arkadaşı Louis Daguerre, bu kamerayı daha iyi hale getirmek için kendisine destek vermeye başladı. Daha sonra bu iki adam kameranın günlük kullanımını mümkün kılmak ve cihazı ticari hale getirmek için çabaladı.

Dünya tarihini değiştiren insanlardan birisi olan Niepce, ne yazık ki icadının gelişimini görmek için yeterli ömre sahip olamadı. 1833 yılındaki ölümünün ardında Daguerre tarafından yapılan gelişmeleri görmek onu çok mutlu edebilirdi.

Daguerre, kamerayı ticari bir hale getiren ilk insan olarak adını tarihe yazdırdı. Bunu yaparken kullandığı ekipman temelde Niepce ile aynıydı. Küçük bir delikten içine ışık alan kamera ile çalıştı.

Ancak Niepce’den farklı olarak inanılmaz detaylı görüntüler yakalamayı başardı. Gümüş ve bakır kullanarak geliştirdiği levha ve buharlaştırılmış iyot bu yolda en büyük yardımcısı oldu.

Bu plakayı, aynı Niepce gibi kameranın içine yerleştirdi ve ışığa maruz bıraktı. Birkaç dakika sonra kimyasal bazı işlemleri daha plakanın üstüne uyguladı. Cıva dumanı ile görüntüyü daha iyi hale getirdi ve sodyum tiyosülfat ile fotoğrafı kalıcı hale getirdi. Böylece hem süreyi kısalttı hem de görüntünün çok daha detaylı olmasını sağladı.

Tüm bu geliştirmeler sonucunda kamera ticari anlamda inanılmaz başarılı bir hale geldi. Hızlı ve detaylı yakalanan fotoğraflar tüm dünyada duyuldu. Hatta Daguerre, dünyaca ünlü ve zengin bir adam olarak 1851 yılında hayata gözlerini yumdu. Mirası olan Daguerre tipi kameralar hala müzelerde sergileniyor.

daguerrotype-fotograf-makinesi

Eastman ve Sonrası

Yıllar devam ettikçe kamera da gelişmeye ve daha da başarılı hale gelmeye başladı. Bu yolda insanlar, birbirinden farklı plakalar ve yöntemler ile fotoğraflar yakalamaya çalıştı. Ancak tüm bunlar sonucunda kamera hala günlük kullanım amacına ulaşamadı.

Anlattığımız yöntemlerde görüldüğü gibi çeşitli kimyasal süreçler ve farklı yöntemler kullanarak fotoğraflar yakalanmaktaydı. Bu nedenle herkes bu kamerayı kullanamıyordu. Kameralar yalnızca bu işi profesyonel olarak yapanlar ya da profesyonel olarak yapmak isteyenler içindi.

Tüm bunları değiştirecek bir adam olan Eastman 1888 yılında Kodak fotoğraf makinesini ortaya çıkardı. Bu kahverengi kutu, dünyayı değiştiren icadın daha da etkili hale gelmesini sağladı. Artık her isteyen görüntü yakalayabilecek, anı ölümsüzleştirebilecekti.

O dönemde bir Kodak fotoğraf makinesi 25 dolarlık fiyata sahipti. Günümüzde ise bu ücret yaklaşık 620 dolara tekabül ediyor. Oldukça pahalı olan bu makinenin yetenekleri ise sınırlıydı.

Yalnızca 100 çekimlik olan bu kamera sonrasında kapasitesini dolduruyordu. Ardından yapılması gereken işlem ise bu makine Kodak’a göndermekti. Kodak, 10 dolar karşılığında makineyi yeniden kullanılabilir hale getiriyordu.

“Düğmeye basın, gerisini bize bırakın” diyen George Eastman, devrimsel nitelikteki bir icadı daha da akıl almaz hale getirdi. Fotoğraf artık yalnızca profesyoneller tarafından değil kamerası olan herkes tarafından yakalanabiliyordu.

Kodak-Fotograf

Eastman’ın icadı bile kameraya son noktayı koymaya yetmedi. Daha sonrasında ortaya çıkan onlarca yeni kamera çıktı. Bunların arasında çeşitli dijital kameraları, analog kameraları ve hatta cep telefonlarını bile saymak mümkün. Üstelik kamera teknolojisi hala gelişimini durdurmuş değil. İlk fotoğraf makinesi ile Niepce’in yaktığı ışık, hala sönmüş değil. Gelecek dönemde kameranın gelişimi ise bizleri şok etmeye devam edecek gibi gözüküyor.

Teknoloji'den geri kalmamak için e-posta listemize abone olun!

Teknolojiye yoğun bir ilgi duyan Mert, 10 yılı aşkın süredir teknolojik gelişmeleri ve haberleri yakından takip etmektedir. Özellikle oyunlara ve teknolojik cihazlara oldukça meraklıdır.



Yorum yapın

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.