George Eastman: Eastman Kodak Şirketinin Kurucusu

George Eastman, Amerikalı mucit, girişimci, iş insanı ve “Eastman Kodak” şirketinin kurucusuydu. Hayatını fotoğrafçılığı kendi deyimiyle, “kalem kadar kullanışlı” hale getirmeye adadı.

Eastman, ününe insanlara çok basit kullanımlı bir fotoğraf makinesi sunarak ulaştı. Kodak şirketini, 1888’de, “You press the button, we do the rest!” şeklindeki meşhur sloganla kurdu.

“Siz düğmeye basın, gerisini biz hallederiz!” anlamındaki sloganı sayesinde şirket, George Eastman’ın bile tahmin edemeyeceği, neredeyse dönemin en büyük ticari atılımını yaptı.

Fotoğrafçılığı sadece profesyonellerin yaptığı bir iş olmaktan çıkardı. Halkın da fotoğraf makinesini kullanmasına, kendi fotoğraflarını çekmesine olanak sağladı.

George Eastman, yaygın ticari ve kişisel fotoğrafçılığa yaptığı katkılardan dolayı her zaman hatırlanmayı hak eden bir mucit ve iş insanı oldu. Yaptığı her şeyin bugün hala takdir edildiği bu çalışkan mucidin, çok da kolay olmayan yaşam öyküsüne birlikte bakalım.

George Eastman’ın Çocukluğu

Popüler fotoğraf ve sinema filminin öncüsü George Eastman, babası George Washington Eastman’ın Rochester’da Eastman’s Commercial College’ı kurduğu yıl, 1854’te Waterville, New York’ta doğdu. Babası bu ticaret okulunun müdürü olduğu için, George bu okula gitti ve ilk öğretimini burada tamamladı. Tüm çocukluğunu Rochester’da geçirdi.

Fakat çok değil sadece sekiz yıl sonra 1854’te George Eastman babasını kaybetti. Kız kardeşlerinden biri de o 16 yaşındayken 1862’de hayatını kaybetti. Daha çocuk yaşta en yakınlarının acısını yaşayan George Eastman’ın en büyük destekçisi şüphesiz annesi Maria Eastman oldu.

George Eastman’ın annesi geçirdiği bir kaza sonucu tekerlekli sandalyede yaşıyordu. Babası ölünce de annesi mecburen kendilerine miras kalan evin odalarını tek tek kiraya vererek ailenin geçimini sağlamaya başladı.

Eastman’ın Kendi Eğitim Hayatı Başlıyor

Biri engelli iki kız kardeşi vardı. Babasının ölümünden sonra hayatları normal olmasa da George okuluna gidiyordu. Fakat 14 yaşında engelli olan kız kardeşi de hayatını kaybedince okulu bırakmak zorunda kaldı. Eastman tüm bu yaşananların sonucunda sorumluluğunun ağırlığını derinden hissetti.

Erken yaşta okulu bırakarak kendisi ve ailesinin geçimini sağlamak için çalışmaya başladı. Evine de yakın olan bir sigorta şirketinde işe girdi. Burada ve bazı bankalarda ufak tefek basit işler yapıyordu. Evin bütün gelir ve giderlerini not ediyor, mutfak malzemelerine kadar annesinin yükünü her anlamda hafifletiyordu. Artık Eastman ailenin tüm parasal yükümlülüğünü üstüne almıştı.

Eastman, her ne kadar geçim sıkıntısıyla uğraşsa da kendi kendini eğitmekten asla vazgeçmedi. Eline geçen her kitabı boş olduğu zamanlarda iştahla okuyordu. Ayrıca teknolojiye çok düşkün biriydi. Hemen her teknolojik aletin hikayesini, ne işe yaradığını ve nasıl çalıştığını merak ediyor, yeni çıkan her şeyi uzaktan da olsa izlemeyi ve gözlemlemeyi ihmal etmiyordu. Yeni çıkan her aletin bir sonraki adımını, nasıl ve ne yönde gelişeceğini tahmin ediyordu. Her alete kafasından yeni ve daha basit kullanışlı özellikler yüklüyordu.

Eastman’ın Fotoğrafçılık Fikrinin Doğuşu

George Eastman, 24 yaşına geldiğinde, hala banka ve sigorta şirketinde çalışıyordu. Bir gün Santo Domingo’ya bir gezi planladılar. Dominik Cumhuriyeti’nin başkenti olan Santo Domingo tarihiyle ünlü harika bir yerdi. Burası, 1496 yılında Bartholomew Columbus tarafından Yeni Dünya’nın ilk İspanyol kolonisinin başkenti olarak kuruldu.

Şehir aynı zamanda Amerika’daki en eski Roma Katolik başpiskoposluğunun da merkezi sayılıyordu. Burası George’un ilgisini fazlasıyla çekiyordu. Fakat böyle bir fırsatı bir daha yakalayamazdı ve geziyi unutmamak için notlar alacağını söyledi.

Bunun üzerine bir meslektaşı ona, “Neden geziyi fotoğraflamıyorsun?” diye sordu. Bu soru Eastman’ın hayatını değiştirecek olan soruydu. Eastman düşünmeye başladı. Fotoğraf ekipmanları çok büyük, hantal ve çok pahalıydı.

Eastman, fotoğrafçılığı daha yönetilebilir, hafif ve herkes için kullanılabilir hale getirmenin yollarını düşünmeye başladı. Santa Domingo gezisini iptal etti. Birkaç fotoğraf ekipmanı satın aldı ve alternatif fotoğrafçılık yöntemleri üzerinde yoğun bir şekilde araştırma yapmaya başladı.

Gündüzleri bankada çalışıyordu ve akşam eve döndüğünde ise evin mutfağında deneyler yapıyordu. Eastman’ın annesi bununla ilgili, “Bazı geceler o kadar çok çalışırdı ki, yorgunluktan kıyafetlerini bile çıkaramazdı. Defalarca mutfak sobasının yanında yerde bir battaniyenin üzerinde uyuduğunu gördüm.” demiştir.

İlk İcat ve William Hall Walker

George Eastman tam anlamıyla bir iş insanıydı. Bazı amatör fotoğrafçılar ve diğer mucitlerle işbirliği yaptı ve 1880’de jelatin bazlı bir kağıt film geliştirdi. Bu noktada işini sigorta şirketindeki işini bıraktı. Küçük bir fotoğraf şirketi kurdu. 1885’te “William Hall Walker” adlı başka bir mucit ile birlikte icat ettiği “rulo tutma cihazı” için bir patent aldı. William Walker’le birlikte çok daha küçük ve daha ucuz bir fotoğraf kamerası icat ettiler.

Eastman
(George Eastman sağda, filmleri tutuyor)

William Hall Walker, 1882’de W. H. Reid ve J. Inglis ile birlikte fotoğrafik plakalar üretmişti. 1883’te Walker, kendi şirketini W. F. Carlton’a sattı. Aynı yıl Walker, George Eastman’ın teklifiyle Eastman’ın şirketinde çalışmaya başladı. Birlikte, 1885’te rulo filmi icat ederek patent aldılar ve “Eastman-Walker Rulo Tutucu”nun tanıtımını yaptılar. Walker, rulo tutucunun mekanik tasarımından ve jelatini kağıt tabaklara uygulayan makineden sorumlu olan kişiydi.

Ayrıca çok kısa bir süre sonra yeni bir rulo film türü icat ederek, bunun patentini de aldılar. Bu icatlar, Eastman Kodak şirketinin daha sonra popüler fotoğrafçılık için piyasaya sürülen “rollfilm” kutu kameralarla yaptığı atılımın ilk adımları olacaktı.

Bu başarıdan sonra Walker, Kodak şirketinin müdürü oldu. Ancak, Walker’ın huysuz mizacından ve Eastman ile ilişkisinin bu nedenle pek düzgün yürümediğinden dolayı, Walker kısa bir süre sonra İngiltere’deki Kodak şirketinde yönetici pozisyonu kabul etti. Eastman, Walker’ın yerine Walker’ın tanıştırdığı bir arkadaşı olan George Dickman’ı getirdi. Başta öfkeli olmasına rağmen, Walker bunu kabul etti ve daha sonra kin tutmadı. Arkadaşlıkları ölene kadar devam etti. Walker, emekliliğine kadar Eastman’ın İngiltere’deki fabrikasında yönetici olarak görev yaptı.

Eastman Kodak Şirketinin Gelişimi

Eastman şirketini kuracağı zaman isim hakkında çok düşündü. “K” harfi onun en sevdiği harflerden biriydi; hatta bu harf için “güçlü ve keskin” tanımlaması yapmıştır. Eastman ve annesi Maria, “Kodak” adını bir Anagram seti (kelime oyunu seti) kullanarak oluşturdu.

Eastman, şirketin ismini düşünürken üç temel özellik üzerinde durdu: kısa, telaffuzu kolay ve asla başka bir isme benzememeli. Ve ismi gören ya da duyanlar başka bir şey düşünmemeli; başka bir şeyle ilişkilendirilmesi mümkün olmamalıydı. Kodak ismi kısaydı, akıcıydı ve akılda kalması çok kolaydı. Bu, tam da Eastman’ın istediği şeydi.

Modern Tüketici Fotoğrafçılığı Çağı

Eastman, şirketine ilk olarak sadece “Kodak” ismini verse de daha sonra bunu “Eastman Kodak” olarak değiştirdi. İlk Kodak fotoğraf makinesini 1888’de piyasaya sürdü. Bu fotoğraf makinesi, 100 fotoğraf karesi çekiyordu. Sadece 25 dolara mal olan kompakt, deri kaplı, kutu şeklinde, basit ve diğer fotoğraf makinelerine göre daha hafif bir cihazdı.

Fotoğraf çekimi için filmler tükendiğinde, tüm kamera Kodak fabrikasına geri gönderilebilirdi. Ardından yeni film yüklü olarak 10 dolar karşılığında bu yeni makine alınırdı.

“You Press the Button, We Do the Rest”, “Sen düğmeye bas, gerisini biz hallederiz” sloganıyla reklamını yaptı. Ayrıca şirket kameraya kolayca yerleştirilen esnek bir film de geliştirdi. Fotoğraf işlemeye müsait olan müşteriler için yedek film ise sadece 2 dolara satıldı. Kullanım kolaylığı ve düşük maliyet, fotoğrafçılığı yalnızca profesyonel fotoğrafçılardan ziyade halk tarafından erişilebilir hale getirdi. Bu da modern tüketici fotoğrafçılığı çağını başlattı.

The Eastman Dry Plate and Film
1889-1907 Yıllarında Kodak Şirketinin Logosu

Kodak kameranın, ön tarafında sabit odaklı bir lens vardı. Bu, vizörü olmayan, paralel yüz şeklinde tasarlanan bir kamera kutusuydu. Üstte iki V şekli silueti, fotoğrafı çekilecek şeyin yönünü hedeflemeye yardımcı oluyordu. Üstte filmi ilerletmek için dönen bir anahtar vardı. Deklanşörü ayarlamak için bir çekme ipi ve selüloit filmi açığa çıkaran, yanında serbest bırakmak için bir düğme ve içeride, deklanşörü çalıştırmak için dönen bir çubuk bulunuyordu.

Fakat bu çubuğun maliyet fiyatı nedeniyle kısa süre sonra daha basit bir mekanizma ile değiştirilme kararı alındı. Kullanıcı fotoğraf çekmek için düğmeye bastığında, bir içindeki ip gerildi ve fotoğraf çekimi başladı. Kullanıcı ipi çektikten ve fotoğraf çekildikten sonra, çerçeveyi değiştirmek için sadece üst tuşu döndürmesi gerekiyordu.

Büyük bir başarı sağladı. Hatta Eastman’ın ürettiği pratik filmleri “Thomas Alva Edison” sinema filmlerinde kullandı.

1890’larda ise şirket, bazı finansal aksaklıklar yaşadı. Fakat 1900’de Brownie Camera’nın 1 dolara piyasaya sürülmesiyle yeniden toparlandı ve tekrar büyük bir ivme yakaladı.

George Eastman’ın Diğer İcatları ve Hayırseverliği

Eastman ayrıca gaz maskelerinde kullanılmak üzere kırılmaz bir cam mercek icat etti. Bununla birlikte I. Dünya Savaşı’nda kullanılan uçaklardan daha rahat fotoğraf çekmek için özel bir kamera geliştirdi.

Gerorge Eastman hiç evlenmedi. (Dostu ve iş arkadaşı olan George Dickman’ın karısı Josephine Dickman ile platonik bir aşk yaşadığı söylense de bunu kanıtlayan bir belge yok.) Annesine çok yakındı ve tüm hayatını onun ihtiyaçlarına ve sağlığının daha iyi olması için yardım etmeye adadı. Eastman tüm başarısını ve servetini sadece annesine borçlu olduğunu düşündü. Annesi öldüğünde yakın birkaç arkadaşına günlerce ağladığını söyledi.

Eastman Tiyatrosu’nu Rochester, New York’ta kurdu. Oda müziği salonuna ise annesinin onuruna “Kilbourn Tiyatrosu” adını verdi. Kilbourn, annesinin evlenmeden önce kullandığı soyadıydı. Kilbourn Hall hala birçok kişi tarafından dünyanın en iyi oda müziği salonlarından biri olarak kabul edilir.

1922’de açılan Kilbourn Hall, üç katlı ve Venedik Rönesans tarzında dekore edildi. 444 kişilik salon, güzelliği, saf akustiği ve mükemmel görüş sağlayan mühendisliği ile tanınıyor.

George Eastman büyük bir hayırseverdi. Servetinin büyük bir kısmını ölmeden önce muhtaç insanlara dağıttı. Hayatı boyunca üniversitelere, hastanelere, diş kliniklerine ve araştırma tesislerine yaklaşık 100 milyon dolar bağışladığı söylenir.

Bağış yaparken asla kendi ismini kullanmamış; kendisini çoğunlukla “Smith” olarak not etmelerini istemiştir. Londra, Roma, Paris, Brüksel ve Stockholm’de hala birçok hayır kurumu bulunuyor.

1920 Sentetik Kimya Laboratuvarı
1920 Sentetik Kimya Laboratuvarı

George Eastman: “İşim Bitti, Neden Bekleyeyim?”

George Eastman, 14 Mart 1932’de, 77 yaşındayken kendini kalbinden vurarak intihar etti. İntiharın nedeni, gündelik ihtiyaçlarını bile yapmasını zorlaştıran ağrılı ve dejeneratif bir omurga hastalığıydı.

Arkasında sayısız iyilikler ve “İşim bitti, neden bekleyelim?” yazan küçücük bir intihar notu bıraktı. Eastman’ın mirası hala yaşamaya devam ediyor. Ölümünden sonra, bıraktığı Rochester’daki baba evi “George Eastman House Uluslararası Fotoğraf ve Film Müzesi” olarak kullanılmaya başlandı.

Ölümünün ardından The New York Times’ta hakkında yayımlanan başyazının giriş cümlesi, “George Eastman, modern dünyanın eğitiminde muazzam bir faktördü.” şeklindeydi.

Eastman Sonrası Ezeli Rakip: Fujifilm

Japon rakibi Fujifilm, Amerika Birleşik Devletleri pazarına daha düşük fiyatlı film ve malzemelerle girdi. Ancak şirket, Amerikalı tüketicilerin kendi markaları Kodak’ı asla terk edeceğine inanmıyordu.

Kodak, 1984 Los Angeles Olimpiyatları’nın resmi filmi olma fırsatını reddetti. Fujifilm burada büyük bir atılım yaptı ve bu sponsorluk haklarını aldı. Bu tarihten sonra fotoğrafçılık pazarında kalıcı bir yer buldu.

Fuji, sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde bir film fabrikası açtı. Pazarlama stratejisi ve fiyat indirimi, Kodak’tan pazar payı almaya başladı. Kodak’ın imzalı profesyonel ürünü “Kodachrome” ile başarılı bir şekilde rekabet etti. Kodachrome’un uyguladığı özel malzemeler yerine çoğu işleme laboratuvarında standart olan ekonomik ve yaygın işleme makineleri üretti.

1995’te Kodak, Fuji’yi haksız rekabet sebebiyle şikayet etti. Şikayet, Amerika Birleşik Devletleri tarafından Dünya Ticaret Örgütü’ne sunuldu. 1998’de Dünya Ticaret Örgütü, Kodak’ın şikayetlerini reddettiğini duyurdu.

Bu rekabet yıllarca sürse de 1970’lerden itibaren hem Fuji’yi hem de Kodak’ı bekleyen çok daha önemli bir sorun vardı. “Dijital Fotoğrafçılık” çağı başlıyordu. Her iki şirket de dijital fotoğrafçılık tehdidini fark ederek makinelerde çeşitlenmeye gitti. Fakat Fuji bu çeşitlendirme işinde hızlıydı ve daha başarılı oldu.

Diğer Stratejiler ve Günümüz

Kodak, daha sonra farklı stratejiler üreterek ticari hayatına devam etti. 1975 yılında fotokopi pazarına girdi ve görüntüleme işlerini genişletti. Şirket yaklaşık 20 yıl fotokopi işine devam etti. Hala bu alandaki işini “Kodak Nexpress” olarak Dijital Üretim Renkli Baskı Makineleri ailesi aracılığıyla devam ettiriyor.

Kodak Sinema Filmi

Kodak, 2013 yılında başarılı bir dizi tarayıcı ve yazıcı makineleriyle ve diğer belge yönetimine katılmaya devam etti. Eylül 2013’te şirket, artık Kodak Alaris’in bir parçası olarak bağımsız olarak faaliyet gösteren tarayıcı işini bitirdi.

Şirket sağlık sektöründe de teknolojinin çok önemli bir rol aldığını biliyordu. Sağlık sektörüne önemli katkı sağlayacak işler de yaptı. Gelişimdeki bu role, Wilhelm Roentgen’in Kasım 1895’te röntgeni keşfetmesinden bir yıldan kısa bir süre sonra başladı.

1896’da Kodak, özellikle X-Ray görüntüsünü almak için tasarlanmış ilk özel fotoğraf kağıdını tanıttı. 1914’te, bu alanda müşterilerin teknik sorunlarını çözmek için iki radyografi uzmanını işe aldı. 1929’da bu alanda teknik personel sayısı 26’ya ulaştı.

Yıllar boyunca, kardiyoloji, diş bölümleri, mamografi ve onkoloji gibi uygulamalar için özel başka filmler geliştirdi. Fakat, 2007’de, diğer görüntüleme işlerine öncelik vermek amacıyla sağlık grubunu Onex Corporation’a sattı.

Kodak şirketi başarılı yönetici kadrosuyla hala küresel bir teknoloji şirketi olarak faaliyet gösteriyor.

Teknoloji'den geri kalmamak için e-posta listemize abone olun!

Editör, haberci, programcı. Gazetecilik mezunu, İletişim Bilimleri master’ı yaptı. Gözünü akademik kariyere dikti ve fakat bu hayalini gerçekleştiremedi. Yirmili yaşlarını gururla NTV’de bitirdi. Daha sonra başka ülkeye göçtü. Kitap editörlüğü ve çiçek yetiştiriciliği yapıyor. Teknoloji haberleri yazmayı seviyor.