Okyanus Keşiflerinde Teknoloji Nasıl Kullanılıyor?

Okyanus Keşiflerinde Teknoloji
Okyanus Keşiflerinde Teknoloji
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on facebook
Facebook
Share on pinterest
Pinterest
İçindekiler

Okyanus keşiflerinde teknoloji nasıl kullanılıyor? Okyanuslar tüm gezegenin %71’ini kaplamasına rağmen, yalnızca %5’lik bir kısmı keşfedildi. Yeni geliştirilen teknolojiler okyanus bilimcilere artık her zamankinden daha fazla yardımcı oluyor. 

Okyanusu keşfetmek için kimya, fizik, jeoloji, biyoloji ve mühendislik alanlarını birleştiren bilim dalına oşinografi adı verilmektedir. Oşinografi, okyanus sıcaklıkları, kimyası, deniz yaşamı ve deniz tabanı ile ilgili verileri toplamak için 1872 ile 1876 yılları arasında yapılan ilk yolculuk olan HMS Challenger Expedition ile başladı. 

Daha fazla teknoloji ile donatılmış modern oşinografi ise II. Dünya Savaşı döneminde başladı. 1950’lerin sonu ve 1960’ların başında kullanılan denizaltılar oşinografik keşifte devrim yarattı. Günümüzde deniz yüzeyinin tüm bölümlerini güvenli ve verimli bir şekilde keşfetmemizi sağlayan birçok teknoloji bulunuyor. Okyanus keşfi arttıkça ve teknoloji ilerledikçe okyanusun karadaki yaşamla nasıl birlikte işlediğini ve birbirlerini nasıl desteklediğini daha iyi anlıyoruz. 

Bazı araştırmacılar denizden bir şeyler yakalıyor ve bunları laboratuvarda inceliyor, bazıları ise okyanusları yeni sensörler ve cihazlar ile donatıyor sonrasında da onları algoritmalar ile araştırıyor. Bu yaklaşımlar okyanusların iç işleyişini deşifre etmenin ne kadar önem arz ettiğini de gösteriyor. Mercan resiflerinden derin denizlerde yaşayan balıklara kadar okyanuslarda yaşayan bütün canlılar deniz kirlenmesi, aşırı avlanma, derin deniz madenciliği ve habitatlarının yok edilmesi gibi tehlikeler ile karşı karşıya. 

Okyanusların Dünya’daki yaşamın geri kalanı için ne kadar kritik olduğu gittikçe daha açık bir hale gelmekte. Bu muazzam su kütleleri sürekli değişerek hava ve iklim sistemlerinde hayati bir rol oynuyor. Dünya’daki insan popülasyonları için yiyecek ve geçim kaynakları olmalarının dışında bilinmeyecek kadar büyük bir biyolojik çeşitliliğe de ev sahipliği yapıyor. Okyanuslar, gezegenin en büyük, en vahşi ve en az anlaşılan kısmı. Ancak yeni teknolojiler sayesinde onları her gün biraz daha iyi tanıyoruz. İşte okyanus keşiflerinde kullanılan teknoloji türlerinden bazıları.



İklim Değişikliğini Belirlemek

Sualtına Yerleştirilen Sensörler
Sualtına Yerleştirilen Sensörler

Araştırmacılar; İskoçya, Grönland ve Kanada’da bir dizi sualtı sensörünü 3.000 kilometreden fazla uzanacak şekilde yerleştirdi. Her bir sensör okyanus yüzeyine yakın duran dev hava dolu bir toptan oluşuyor. Bu toplar, binlerce metre aşağıdaki deniz tabanına sabitlenmiş durumda. Topun kaldırma kuvveti, onu yere sabitleyen hattı dik tutuyor ve hat üzerine yerleştirilmiş araçlar sayesinde su sıcaklığı, tuzluluğu, akıntı hızı ve akıntı yönü gibi veriler düzgün bir şekilde ölçülebiliyor.

Burada amaç Kuzey Atlantik boyunca saat yönünün tersine dönen büyük bir ılık su akımını izlemektir. Büyük ölçekli okyanus sirkülasyonlarından gelen ısı sayesinde atmosfer de ısınmaktadır. Bu yüzden yerleştirilen ve 2024’ kadar gözlemlenecek olan bu sensörler sayesinde iklim değişikliği çok daha kolay bir şekilde verilere dökülebilecek. 

Sanal e-Resifler

Sanal e-Resifler
Sanal e-Resifler

Uzun yıllardır deniz biyologlarının mercan resiflerini incelemelerinin ana yolu tek seferlik dalışlar yaparak gördüklerini not etmekti. Şimdi ise sanal e-resif oluşturucular sayesinde araştırmacılar resifin karmaşık ve üç boyutlu bir görüntüsünü oluşturmak için fotoğraf çekebiliyorlar. Çarpıcı su altı manzaraları üretmenin yanı sıra bu e-resiflerden her türlü değerli bilgi de elde edilebiliyor. 

Boston Üniversitesi’nden araştırmacılar, resifin ve okyanustaki diğer her şeyin nasıl bağlantılı olduğunun çok detaylı bir görüntüsünü e-resif oluşturan teknolojiler sayesinde elde edebildiklerini söylüyor. 

Mikro Plastik Detektörleri

Plastik Kirliliği
Plastik Kirliliği

Okyanuslarda büyüyen plastik kirliliği hayati bir önem taşıyor. Özellikle de boyutları 5 mm’den küçük olan ve bu yüzden bulunması çok zor olan mikro plastikler. Önceden mikro plastiklerin teşhis edilmesinin tek yolu alınan örneklerin laboratuvarlarda incelenmesiydi fakat bu oldukça zaman alan bir işlemdi. Araştırmacılar bu soruna çözüm bulmak için süreci otomatikleştirecek ve mikro plastikleri izlemeyi kolaylaştıracak bir parçacık detektörü geliştiriyorlar. Ekibin nihai hedefi ise okyanusları sürekli olarak izleyebilen bir tam otomatik cihaz üretmek. 

Arama Kurtarma Algoritması

okyanus keşiflerinde teknoloji: Arama Kurtarma Çalışmaları
Arama Kurtarma Çalışmaları

Denizde birisi kaybolduğunda genellikle olası yörüngeleri tahmin etmek için hava durumu, akıntılar ve su koşulları incelemeleri yapılır. Harvard’dan Dr. Mattia Serra ve ETH Zürih’ten Prof. George Haller’ın birlikte geliştirdiği algoritma, yörüngeler yerine kaybolan insanların nereye varacaklarını tahmin etmeyi kolaylaştırıyor. Algoritma; okyanus akıntılarının, dalgaların ve yüzey rüzgarlarının kuvvetini ve yönünü analiz ederek gerçek zamanlı bir yüzey tanımlaması yapmakta. 

Algoritma aynı zamanda petrol sızıntılarının hareketlerini daha doğru bir şekilde tahmin etmek için de kullanılabilir. 

Teknoloji'den geri kalmamak için e-posta listemize abone olun!

Bu içerikler de hoşunuza gidebilir!

Xiaomi mega launch

Xiaomi Mega Launch Etkinliği Gerçekleşti

Xiaomi Mega Launch etkinliği gerçekleşti. Etkinlikte, Mi 11 serisi yeni amiral gemisi telefonlar tanıtıldı. Oldukça güçlü bir donanımlara sahip olan cihazların dış

Bizi Takip Edin!

Yorum yapın